-----
Girit, mahzun ve yalnız; akşamüstü güneşinin yangın yerine batmış, altın tozu dökmüşsün sanki üstüne; dağlar öne eğilmiş; mor, kimi beyaz; sahilde zakkumlar hâla pembe; alıp başını giden bir ince sızı gibi azalıyor, kayboluyordu.
.......
İbrahim üstüne başına baktı. Eli, kolu, yüzü, gövdesi sağanak altındaydı. "Girit mi bizim gurbetimiz, Türkiye mi? Bilmem, ah bilemem."
------
Bu şarkı, beyaz bir kefen gibi hepsini sarmalıyor, vapurda kim var kim yok, hep bir ağızdan bağırıyorlardı:
Kritimu! Omorfo nisi!
Kritimu! Kritimu! Kritimu!" (*)
(Sabâ Altınsay'ın Kritimu romanından)
(*)Girit'im güzel adam benim dizeleriyle başlayan bir Girit halk şarkısı.