-----

Girit, mahzun ve yalnız; akşamüstü güneşinin yangın yerine batmış, altın tozu dökmüşsün sanki üstüne; dağlar öne eğilmiş; mor, kimi beyaz; sahilde zakkumlar hâla pembe; alıp başını giden bir ince sızı gibi azalıyor, kayboluyordu.

.......

İbrahim üstüne başına baktı. Eli, kolu, yüzü, gövdesi sağanak altındaydı. "Girit mi bizim gurbetimiz, Türkiye mi? Bilmem, ah bilemem."

------

Bu şarkı, beyaz bir kefen gibi hepsini sarmalıyor, vapurda kim var kim yok, hep bir ağızdan bağırıyorlardı:

Kritimu! Omorfo nisi!

Kritimu! Kritimu! Kritimu!" (*)

(Sabâ Altınsay'ın Kritimu romanından)

 

(*)Girit'im güzel adam benim dizeleriyle başlayan bir Girit halk şarkısı.

 

Bu pansiyon ismini, tarih boyunca hep acılar içinde yaşayan güzel Girit adasından almıştır.

Osmanlının adayı ele geçirinceye kadar kaybettiği 130 bin vatan evladının anısına, batı devletlerinin kışkırtmasıyla kapı komşusu müslüman ve hristiyan ailelerin birbirine düşman edildiği günlere, mübadeleyi yaşayan hem Girit'li, hem Anadolu'lu, hem müslüman hem hristiyan zavallı muhacirlere, onların çektikleri acılara ve koca Girit'li Nikos Kazancakis'e de saygıyla.

 

 

 

   ©2008 GİRİT PANSİYON